Engelli oldu ama engelleri tanımadı

Bir şirkette yöneticiyken geçirdiği trafik kazasıyla hayatı bir anda değişen ve 5,5 ay yoğun bakımın ardından omurilik felci olan AK Partili Karaburun'un hikayesini hem tevekkül hem gayret tamamlıyor.

Engelli oldu ama engelleri tanımadı

TBMM(AA) - Bir şirkette yöneticiyken geçirdiği trafik kazasıyla hayatı bir anda değişen ve omurilik felci olan AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun'un hikayesinde, hem tevekkül hem gayret yer aldı. 5,5 ay kaldığı yoğun bakımda yaşamını sonlandırmayı dahi düşünen ama her seferinde "Allah'ın bildiği vardır" diyen Karaburun, yoluna devam etti, ameliyat sonrası sivrisineğin ısırmasını hissetmek bile onu mutlu etti, üç üniversite bitirdi, şimdi ise milletvekili.

7 yaşından 23 yaşına kadar yüzme ve su topu sporlarıyla ilgilenen, su topunda 3 yıl üst üste gol kraliçesi olan, Türkiye dereceleri bulunan Karaburun'un hayatı, bir firmanın imalat müdürlüğü yaptığı sırada geçirdiği trafik kazasıyla değişti.

Karaburun, arabaya bindiği sırada üç kez emniyet kemerini çekti ancak kemer gelmedi, takamadı, "Nasıl olsa 5 dakikalık yol." diyerek, yağışlı havada eve doğru giderken araç savruldu, köprüden aşağı uçtu, başını cama çarptı ve boynu kırıldı.

Henüz 23 yaşındayken geçirdiği bu kaza sonrası 5,5 ay yoğun bakımda kalan Karaburun, bu dönemi "çok sıkıntılı süreç" olarak anlatıyor. Sesini 5,5 ay boyunca duyamayan Karaburun, "Hastaneden çıkınca avazım çıkıncaya kadar bağıracağım." diyerek kendine söz veriyor.

Hastane sürecinde annesi, babası, ablalarından büyük destek gören Karaburun'a annesi, yoğun bakımdayken elbiseler alıp geliyor, "Buradan çıkınca bunları giyersin." diyerek, onu teselli etmeye çalışıyor.

"Annem her gün ağlayacağına..."

Karaburun'un annesi yoğun bakımdayken, bir gün çok ağlıyor ve aynı gün bir hemşire Karaburun'u, "Boğazındaki hortumları çıkarırsan ölürsün, dikkat et, çıkmasın." diye uyarıyor.

O gece yaşadıklarını Karaburun şöyle anlatıyor:

"Bir şuur bulanıklığı deyin ya da bir kurtuluş, çare diye düşünün... Annem her gün ağlayacağına hiç değilse bir gün ağlar diyerek, boğazımdaki hortumları çıkardım. O sırada makineler ötmeye başladı. Işıklar yandı, yavaş yavaş nefes alamadığımı hissettim. Koşuşturmalar, doktorlar, hemşireler derken, görüntü kayboldu, sesleri duyuyorum, herhalde ölüm böyle bir şey olsa gerek dedim. Ve sonrasını hatırlamıyorum. Ertesi sabah olduğunda baktım yataktayım, kollarımı bağlamışlar. İnsan öldüğünde kaldığı yerden mi devam ediyor acaba dedim. Bir hemşire geldi, 'Bennur bizi çok korkuttun' dedi ve çok utandım. O zaman şunu çok iyi anladım.

Siz isteseniz bile ölemezsiniz, Allah dilemediği sürece, siz isteseniz dahil ölemezsiniz. Buradan ama öyle ama böyle çıkacağım, Rabb'im her şeyi mutlaka kararlamıştır. Sonuçta sonsuza kadar orada kalmayacağım bir şekilde çıkacağım ya öleceğim ya da bu makinelerden kurtulacağım. Orası benim için çok büyük dönüm noktası oldu. Hayatım boyunca hep 'vardır Allah'ın bir bildiği' dedim."

"Mücadele ve sabır dolu günler"

Karaburun, 5,5 ayın sonunda yoğun bakımdan çıkmayı başardı, boğazındaki hortumlar, bantlar çıkarıldı ve kendisine verdiği sözü tuttu, bir çığlık attı. Karaburun, bu çığlığı, "Öyle bir çığlık attım ki... Hayatımın en güzel çığlıydı. Sesimi duymak, küçük de olsa o andaki özgürlüğümdü." diye tarif ediyor.

Bundan sonra Karaburun için "Mücadale ve sabır dolu geçen günler, maddi zorluklar." başladı. Karaburun'un ailesi iki evini ve arsalarını sattı, babası iki kez bel fıtığından ameliyat oldu, kalp pili takıldı.

Karaburun daha sonra ailesine de destek olmak amacıyla 6 yıl sürecek yeni bir yola çıktı.

Kazadan önce bir şirkette yöneticilik yapan Karaburun kazadan sonra seyyar satıcılığa başladı. Seyyar satıcılık yaparken de hep kendisine, "Var Allah'ın bir bildiği. Sabret Bennur. Mutlaka bunun da mükafaatını alacaksın." dedi.

Erdoğan ile karşılaşma

Bennur Karaburun için hayatını değiştiren karşılaşma 2002'de oluyor. Karaburun, tezgahın başında dururken, binaların üzerinde uzun namlulu askerleri görünce, "Kim geldi?" diye soruyor, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geldiğini öğreniyor ve sonra görüşüyor.

Karaburun, Erdoğan'a kök hücre ameliyatı olduğunu anlatıyor. Erdoğan, yararını görüp görmediğini soruyor, Karaburun da yüzebildiğini aktarıyor.

Karaburun ile Erdoğan'ın ikinci kez karşılaşması 2015'te oluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa'ya gelmesinden bir gün önce annesi, Karaburun'a, "Engelli adaylardan para alınmıyormuş, sen de başvursana" diyor. Karaburun da ertesi gün evden çıkarken, babasına "Benden milletvekili olur mu?" diye soruyor.

Erdoğan, aradan 3 yıl geçmesine rağmen Karaburun'u hatırlar ve "Nasıl oldun? Bundan sonra seni Mehmet Müezzinoğlu'na emanet ediyorum. Bir sorunun olursa verdiğim karttaki numarayı ararsın" der. Bu sırada Karaburun, "Ben de sizin gibi ülkeme, milletime hizmet etmek istiyorum. Ben de milletvekili olmak istiyorum." diye karşılık verir.

Bu talep karşılık bulur ve Erdoğan'ın da desteğiyle Karaburun, milletvekili adaylığını televizyondan öğrenir.

"Kenarda otursaydım"

Karaburun, milletvekilliği adaylığı ve daha sonraki sürece ilişkin de şu bilgileri veriyor:

"Bu kadar çok şeyden sonra Allah sizi bir yere getiriyor. O yerin hakkını vermek zorundasınız, bir sürü insanın sizden beklentisi var, sırtınızda büyük yük var. Bu bilinç doğduktan sonra daha da çok çalışmaya başlıyorsunuz. Kafamı yastığa koyarken ne eksik yaptım diye düşünürüm. Eğer birine yardımcı olamazsam, kapıma biri gelip çevirirsem diye içim titriyor.

Şimdiye kadar başarmak isteyip de başaramadığımız hiçbir şey yok. Engelli kardeşlerimiz için daha yapacağımız çok şey var. Birinci önceliğimiz engelli kardeşlerimiz. Onların Ankara'daki ayağı olmaktan mutluluk duyuyorum. Elimden geldiğinin fazlasını yapmak için büyük gayret gösteriyorum. Engellilerin eve kapandığı söylemine katılmıyorum. Allah'ın vardır bir bildiği deyip, sabır noktasında tevekkül edip, ama gayret de gösterip belirli yerlere gelebileceğimizin farkına vardım. Hiçbir şey yapmadan kenarda otursaydım, kimseye faydalı olamayabilirdim. 'Ben evdeyim dışarı çıkamıyorum' bunu kabul etmiyorum. Devam zorunluluğu olmayan üniversitelerimiz var. Bizler engelli olabiliriz ama beyinlerimizde, zihinlerimizde engel yok. Zihinsel engelli kardeşlerimizin de bedensel gücünü kullanarak onları da bir yerlere yerleştiriyoruz. "

YORUM EKLE