Tarım sektörünün 2025 yılı verilerini paylaşan Karahan, üretimin her geçen gün kan kaybettiğine dikkat çekti. Sektörün yılın ilk çeyreğinde %2, ikinci çeyreğinde ise %3,5 oranında daraldığını belirterek, “Eğer bir ülkenin tarımı küçülüyorsa, bu durum gıda güvenliğimizin tehdit altında olduğunun en somut göstergesidir,” dedi.
Karahan’a göre çiftçiyi tarladan uzaklaştıran ana etkenler şunlar:
Maliyet-Destek Makası: Artan girdi maliyetlerine karşılık tarımsal desteklerin yetersiz kalması.
İklim ve Hastalıklar: Şiddetli kuraklık, don olayları ve hayvancılıkta baş gösteren şap hastalığı.
Ürün Kayıpları: Buğday, arpa ve mercimek gibi temel gıdaların yanı sıra; kayısı, fındık ve elma gibi stratejik meyve üretiminde yaşanan ciddi rekolte düşüşleri.
Gıda arzı sorununun artık sadece çiftçinin değil, perakende sektörünün de ana gündemi haline geldiğini belirten Karahan, zincir market yöneticilerinin “satacak ürün bulamayabiliriz” uyarılarını hatırlattı. Yanlış ekonomi politikaları ve ithalata dayalı modelin Türkiye’yi bu noktaya getirdiğini ifade eden Karahan, dışa bağımlılığın sürdürülebilir olmadığını savundu.
2026 bütçesinin tarım sektörü için bir dönüm noktası olması gerektiğini savunan Karahan, şu çağrıda bulundu:
“Çiftçiyi üretimde tutmak artık bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. Tarımı stratejik bir milli güvenlik meselesi olarak ele almalı, üreticiyi koruyacak uzun vadeli ve sürdürülebilir politikaları derhal hayata geçirmeliyiz.”